|
Yusuf Toraman
Halen İstanbul Aksaray Küçüklanga Caddesi, 40/3‘de halk çalgıları
üretimi yapan Yusuf Toraman 1943 yılında Türk Halk Müziği’nde farklı bir
tavır özelliği gösteren Malatya’nın
Arapkir ilçesi’nde Onar Köyü’nde dünyaya geldi.
Çalıp söyleme geleneğinin tüm yoğunluğu ile yaşandığı Onar Köyü’nde
Devletin açtığı marangozluk kursları ise eğitiminin, öğrenime
yönlenmesine neden oluşturdu. Köy ilkokulundan sonra devam ettiği bu
kursta bilgi ve becerisini geliştirme yönünde gösterdiği gayret ve diğer
kursiyerlerden farklı yaklaşımı, kurs yöneticilerinin dikkatini çekti.
Bu nedenle de “ağacı işleme ve onu yaşamının araç ve gereci” haline
getirme konusunda teşvik edildi özendirildi. Yöre halk kültürü ve
sanatları içerisinde ayrıcalıklı ve saygın bir yeri olan Müzik ise
ruhunu doyuran tek “gıda” idi. Eli biraz “iş tutar, alete hükmeder” hale
gelince de yöre insanının günlük yaşamında çok özel bir yeri olan
bağlama yapmaya başladı. Zaten bir yandan yöre türkülerini de yerel
sanatçılardan dinliyor, zaman zaman bu müzikli toplantılara katılıyordu.
Ekonomik güçlükler, bir çok aileyi olduğu gibi, Toraman Ailesini de
“taşı toprağı altın” olarak anlatılan İstanbul’a çekti. Keser, rende ve
testere ile arasında oluşan yakınlık İstanbul’da mobilyacı çıraklığına
taşımıştı Yusuf Toraman’ı... Akşamları ise Sultanahmet Sanat Okulu’ndaki
eğitimini sürdürüyor, kurslara katılıyordu. Müzik çalışmaları, çeşitli
derneklerde şekillenirken mobilyacılık da genç. Toraman’ın mesleği
olmuştu.
Bağlama sanatçısı Arif Sağ ile tanışması ise, Haseki semtindeki
atölyesinde estetik güzelliğinin yanı sıra ses kalitesi ile de farklı
bağlamalar üreten Ragıp Akdeniz’in atölyesine rahatça girip-çıkmasını
sağlamış, zamanla da bu ünlü ustanın yardımcısı haline gelmesine
yardımcı olmuştur. Sağ ise o ünlü ileri görüşlülüğü ile Yusuf Toraman’ın
gideceği yönü belirlemişti. “Belki bağlama sanatçısı olarak, müzik
sanatçısı olarak müzik dünyasındaki rekabette yerini alamazsın ama,
rende, keser, testere eline çok yakışıyor. Benimle olan çalışmanı
içindeki çalıp, söyleme arzunu tatmin için, Ragıp Usta ile olan
çalışmanı da meslek edinmek için sürdür.
Öyle de oldu. Yusuf Toraman, bağlama çalıp, türkü söylemeyi gönlünü
doyurmaya, halk çalgıları yapmayı da karnını doyurmak için sürdürdü.
Ragıp Akdeniz’in bilgi ve becerisinden yararlanarak yılları geride
bırakırken bu ünlü ustanın ortağı olmuştu.Ta ki yıllar önce kendisine
“yol gösteren” Arif Sağ’ın “Birlikte çalışalım” önerisini aldığı güne
kadar. 1965 yılındaki bu işbirliği, bugün seri şekilde halk çalgıları
üretimi yapan atölyenin kurulması ile gelişti.
Yusuf Toraman, geleneksel yöntemlerle üretilen halk çalgılarını bilim ve
tekniğin yansıması-uygulanması için de samimi bir çaba içinde oldu ve bu
alandaki çalışmalarını hep takdirle izlediği Cafer Açın’ın bilgi ve
belleğindekilerden yararlandı. Sık sık Açın’ı ziyaret ederek onun bilgi
d4ğarcığıfluı kısmen de olsa atölyesine taşıdı.
Arif Sağ ile açtığı atölyede ülkenin en ünlü sanatçılarına bağlamalar
yaptı. Dış ülkelerde kullanılan teknolojileri ülkemize taşıdı, ürettiği
bağlamalar, birçok yabancı ülkede profesyonel sanatçılar tarafından
kullanıldı,ünlü devlet ve siyaset adamlarına Devletimizin aramağını
olarak sunuldu. Uluslararası fuarlarda ürettiği bağlamalar sergilendi.
Halen amatör ve profesyonel sanatçılar işin değişik boy ve özelliklerde
halk çalgıları üreten atölyesinde halk sanatımıza hizmet veren Yusuf
Toraman, 1971 Yılında, Erzincanlı “DEDE” Hasan Eray’ın kızı Meliha ile
evlendi. Murat ve Sevinç adında iki çocuğu vardır.
Erol Aktı
|